ferdi님의 프로필ALaNıMa HoŞGeLDiNiZ ArKa...사진블로그리스트기타 도구 도움말

블로그


    8월 24일

    eXe

    Kal biraz daha...!


    KAL BİRAZ DAHA

    Kaç mavi yasak yaşadık seninle,
    kaç deli gece...
    Düşünse, dolunay bile utanır,
    yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar.
    Ben, seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız.
    Ve düşlerim...
    Düşlerim sınırsızdı alabildiğine
    Duygularım sabırsız.
    Bir çocuk kadar günahsız.
    Sahi, sen de sevebilir misin beni
    seni sevdiğim kadar,
    dokunabilir misin yüreğime?
    Bak, orada sen varsın.
    "Mutluluk nedir?" diye sorsalar
    "Sen" derim alabildiğine, "Yalnız sen."
    Sesin, gözlerin, ellerin sonra,
    titreyen dudakların ve arzun çekingen
    Sen, benim her şeyimsin.
    Sensiz neye benzer bu ay, bu güneş? 
    Çiçekler açar mı sen olmasan,
    Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa?
    Sonra, kim aydınlatır benim gecemi,
    Günümü kim paylaşır?
    Kim sorar derdimi,
    Ben neye sevinirim,
    Kimle gülerim?
    Kal biraz daha...
    Beraber büyüttük sevinçlerimizi, 
    Beraber öğrendik yaşama direnmeyi
    Sevmeyi beraber öğrendik.
    Bak, güneşler doğdu üzerimize
    Yolumuza begonyalar serildi.
    Ağlamak bu kadar kolay mıydı,
    Ve güzel miydi gülmek kadar?
    Herkese seni anlatmak istiyorum
    Seni söylemek şiir şiir.
    Her dizede sen olmalısın,
    adın olmalı çığlık çığlık...
    İçimi ısıtan sen, tam şuramda; ılık ılık,
    sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde...
    Sevdan olmalı deli dolu
    Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı.
    Ben seni sevmeyi seviyorum
    Ve seni özlemeyi.
    Bu bir itiraftır...

    Aşkın yoksa ben de yokum
    Yetim düşlerimin
    kimsesizliği kuşatır benliğimi
    Hüzünler yağar gecelerime.
    Ben, bir garip ben olurum,
    Sığamam odalara,
    taş duvarlar üzerime üzerime gelir.
    Ruhum durmaz bedenimde,
    hücrelerim yaşamaz.
    Kurumuş dallara döner yüreğim,
    susuz çöllere...
    Gece böyle bitemez, ben ölürüm,
    Ölürüm gitme, kal biraz daha...
    KAL BİRAZ DAHA...
     

    ADANALI

    Aşıkların ölümü.!


    Image Hosted by ImageShack.us

    Aşıkların Ölümü

    Yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu,

    Divanımız olacak ,bir mezar gibi derin,

    Bizim için açılmış ,en güzel iklimlerin

    O garip çiçekleri süsleyen konsolu

     

    Son sıcaklarını sarf edecek hovarda

    Birer ulu meşale olacak kalplerimiz;

    Çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz

    İkimizin ruhunda ,o ikiz aynalarda.

     

    Pembe,lahuti mavi bir akşam saatinde

    ‘’ Veda ‘yla dolu ,uzun bir hıçkırık halinde

    yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;

    nihayet kapıları biraz aralayarak,

    sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak

    buğulu aynaları ve ölmüş alevleri.

     

    CiCeĞiM-NL

    Mutlulukgun gizi.!


    Image Hosted by ImageShack.us

    MUTLULUĞUN GİZİ

     Bir tüccar Mutluluğun Gizi'ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.

        Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayda bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.

        Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Gizi'ni açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş.

        - "Ama, sizden bir ricada bulanacağım", diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. "Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz."

        Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. "Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumda ki acem halılarını gördünüz mü?

        Bahçıvan Başı'nın yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü? Kütüphanedeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?

        Utanan delikanlı hiçbir şey görmediğini itraf etmek zorunda kalmış. çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş.

        - "Öyleyse git, evrenimin harikalarını tanı", demiş ona bilge, "oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin."

        İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış.

        - "Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?" diye sormuş bilge. Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.

        - "Peki", demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, "sana verebileceğim tek bir öğüt var:

        - " Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan."